skip to Main Content

fetö hagb avukatlık ruhsatı

FETÖ-HAGB+BAROYA KAYIT
Bölge İdare Mahkemesi Kararı –
Ankara BİM, 12. İDD,
E. 2018/1347
K. 2019/174
T. 5.2.2019
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı tarafından, K1 hakkında Ankara Barosu Yönetim Kurulu’nca verilen baro
levhasına yazılma isteminin kabulüne dair 27.09.2017 tarih ve 53/7 sayılı Kararın uygun bulunmasına
ilişkin Türkiye Barolar Birliği’nin 19.10.2017 tarih ve 91723 sayılı Kararı’nın uygun bulunmayarak bir
daha görüşülmek üzere geri gönderilmesine ilişkin 05/12/2017 tarihli Olur’a uyulmayarak ilk
kararında ısrar edilmesine ilişkin Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu’nun 08/12/2017 tarih ve
95302 sayılı Kararı’nın iptali istemiyle açılan davada; Ankara Barosu levhasına avukat olarak yeniden
yazılmak için başvuran K1 hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan Ankara
Cumhuriyet Başsavcılığı’nca adli soruşturma yürütüldüğünün tespit edildiği, adli soruşturma
konusunun niteliği ve ağırlığı ile Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnameleri ile haklarında
soruşturma ve kovuşturma bulunan kişilerin kamu görevinden uzaklaştırıldığı hususları da göz önüne
alındığında, adı geçenin baro levhasına avukat olarak yazılma talebinin reddine karar verilmesi
gerekirken, aksi yönde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle
dava konusu işlemin iptaline ilişkin olarak Ankara 6. İdare Mahkemesince verilen 29/06/2018 gün ve
E:2017/3521, K:2018/1814sayılı kararın davalı idare ve müdahil tarafından hukuka aykırı olduğu ileri
sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek istinaf
isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesince 2577 sayılı Yasanın değişik 45.
maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava, davacı idare tarafından, K1 hakkında Ankara Barosu Yönetim Kurulu’nca verilen baro levhasına
yazılma isteminin kabulüne dair 27.09.2017 tarih ve 53/7 sayılı Kararın uygun bulunmasına ilişkin
Türkiye Barolar Birliği’nin 19.10.2017 tarih ve 91723 sayılı Kararı’nın uygun bulunmayarak bir daha
görüşülmek üzere geri gönderilmesine ilişkin 05/12/2017 tarihli Olur’a uyulmayarak ilk kararında ısrar
edilmesine ilişkin Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu’nun 08/12/2017 tarih ve 95302 sayılı
Kararı’nın iptali istemiyle açılmıştır.
Davalı idare yanında Müdahil K1’ın dava konusu işlemin iptali yolundaki Ankara 6. İdare
Mahkemesinin 29/06/2018 günlü ve E: 2017/3521, K:2018/814 sayılı kararının hukuka aykırı olduğu
ileri sürülerek kaldırılması yolundaki istinaf talebinin incelenmesinden;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun kararlara karşı başvuru yolları (istinaf) başlıklı (değişik
madde ve başlığı:6545-18/06/2014) 45.maddesinin 1.fıkrasında; idari ve vergi mahkemelerinin
kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi mahkemenin bulunduğu, yargı
çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna
başvurulabilir. Ancak konusu beş bin Türk Lirasını geçmeyen vergi davaları, tam yargı davaları ve idari
işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında idare ve vergi mahkemelerince verilen kararlar kesin
olup, bunlara karşı istinaf yoluna başvurulamaz kuralına yer verilmiş, aynı Kanunun sürelerle ilgili
Genel Esaslar başlıklı 8.maddesinde de, 1-Süreler tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden
itibaren işlemeye başlar. 2- Tatil günleri sürelere dahildir. Şu kadarki sürenin son günü tatil gününe
rastlarsa süre tatil gününü izleyen çalışma gününün bitimine kadar uzar. 3-Bu Kanunda yazılı sürelerin
bitmesi çalışmaya ara verme zamanına rastlarsa bu süreler ara vermenin sona erdiği günü izleyen
tarihten itibaren yedi gün uzamış sayılır. hükmüne yer verilmiştir.
Uyuşmazlıkta istinaf konusu Ankara 6.İdare Mahkemesinin 29/06/2018 günlü ve E:2017/3521,
K:2018/1814 sayılı kararının müdahil vekili Av. K2’ın daimi çalışanına 17 Temmuz 2018 tarihinde
tebliğ edildiği, müdahil vekili tarafından 11/09/2018 tarihinde kayda giren istinaf talepli dilekçeyle
başvurduğu belirlenmiştir.
Bu bağlamda da yukarıda anılan 2577 sayılı Yasanın 45 ve 8.maddeleri uyarınca istinaf dilekçesinin
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 331/1 ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun
61/1.maddesinin kurala bağladığı 20 Temmuz 2018 -31 Ağustos 2018 tarihleri arasındaki çalışmaya
ara verme süresinin sona erdiği 1 Eylül 2018 tarihi Cumartesi gününe denk geldiğinden en geç
10/09/2018 tarihinde istinaf talebinde bulunması gerekirken 11/09/2018 tarihinde kayda giren
dilekçe ile istinaf talebinde bulunduğu belirlendiğinden, istinaf talebinin süre aşımı nedeniyle
incelenme olanağı bulunmamaktadır.
Öte yandan davalı idarenin istinaf talebinin incelenmesinden;
1136 sayılı Avukatlı Kanunu’nun “Avukatlığa Kabulde Engeller” başlıklı 5. maddesinde; “Aşağıda yazılı
durumlardan birinin varlığı halinde, avukatlık meslekine kabul istemi reddolunur : a) Türk Ceza
Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı
iki yıldan fazla süreyle hapis cezasına ya da Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu
düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye
kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan
malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmak, b) Kesinleşmiş bir disiplin
kararı sonucunda hakim, memur veya avukat olma niteliğini kaybetmiş olmak, c) Avukatlık meslekine
yaraşmayacak tutum ve davranışları çevresince bilinmiş olmak, d) Avukatlık mesleki ile birleşemiyen
bir işle uğraşmak, e) Mahkeme kararı ile kısıtlanmış olmak, f) İflas etmiş olup da itibarı iade edilmemiş
bulunmak (Taksiratlı ve hileli müflisler itibarları iade edilmiş olsa dahi kabul olunmazlar), g) Hakkında
aciz vesikası verilmiş olup da bunu kaldırmamış bulunmak, h) Avukatlığı sürekli olarak gereği gibi
yapmaya engel vücut veya akılca malul olmak.
Birinci fıkranın (a) bendinde sayılan yüz kızartıcı suçlardan biri ile hüküm giymiş olanların cezası
ertelenmiş, paraya çevrilmiş veya affa uğramış olsa da avukatlığa kabul edilmezler.
Adayın birinci fıkranın (a) bendinde yazılı cezalardan birini gerektiren bir suçtan kovuşturma altında
bulunması halinde, avukatlığa alınması isteği hakkındaki kararın bu kovuşturmanın sonuna kadar
bekletilmesine karar verilebilir.
Şu kadar ki, ceza kovuşturmasının sonucu ne olursa olsun avukatlığa kabul isteğinin geri çevrilmesi
gereken hallerde, sonuç beklenmeden istek karara bağlanır.” hükmünü düzenlemiştir.
Olayda, Danıştay Tetkik Hakimi olarak görev yapmakta iken 667 sayılı KHK kapsamında meslekten
çıkarılmasına karar verilen ancak itirazı üzerine 31/05/2017 tarihinde meslekten çıkarılma kararı
kaldırılan ve 16/05/2017 tarihinde istifası Hakimler ve Savcılar Kurulunca kabul edilen K1 hakkında
“Fetö/PDY Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma” suçundan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının
2016/167015 sayılı dosyasından tefrik edilerek 2018/36176 sayılı dosyası kapsamında yürütülen ceza
soruşturması sonucunda, Ankara 26.Ağır Ceza Mahkemesinde “Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma”
suçundan yargılanması sonucu, mahkemenin 31/05/2018 tarih ve E:2018/155, K:2018/194 sayılı
kararıyla “Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak” suçunu işlediği sabit olduğundan 5 yıl hapis cezası,
eylemin terör suçu olması nedeniyle 7 yıl 6 ay hapis cezası, yakalandıktan sonra örgütün faaliyeti
çerçevesinde işlenen suçlar hakkında bilgi verip etkin pişmanlık gösterdiğinden TCK 62/1-2 maddesi
gereği indirilerek 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılması, CMK 231/5.maddesi uyarınca
sanık hakkındaki suçun özellikleri ve sanığın duruşmalardaki tutumu ve davranışları gözetilerek 5 yıl
Denetimli Serbestlik ve HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASINA” karar verildiği, bu
kararında itiraz edilmeyerek 08/06/2018 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun “Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri
bırakılması” başlıklı 231. maddesine 6.12.2006 tarih ve 5560 sayılı Yasa ile eklenen ve 23.1.2008 tarih
ve 5728 sayılı Yasa ile değişik 5. fıkrada Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda
hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. …Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan
hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.” düzenlemesi yer almıştır.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının şartlarının gerçekleşmesi halinde, mahkemece hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilecek ve sanık beş yıl süreyle denetimli serbestlik
tedbirine tabi tutulacaktır. Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç
doğurmamasını ifade eden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, denetim süresi içinde
kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması halinde, geri bırakılan
hükmün ortadan kaldırılarak kamu davasının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun223. maddesi
uyarınca düşürülmesi sonucunu doğurduğundan, bu niteliğiyle sanık ile devlet arasındaki cezai
nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birisini oluşturmaktadır.
Bu düzenlemenin amacı, maddenin kapsamına giren bir mahkumiyet hükmü verilen kişinin, cezası
infaz edilmeden ve yeniden suç işlemesini önlemek suretiyle suç işlenmesinden önceki hale geri
dönerek açıklanması geri bırakılan hükmün tüm sonuçlarıyla hukuk aleminden kaldırılması ve böylece
sanığın ıslah edilmesidir.
Ceza Muhakemesi Kanununun 231. maddesinde düzenlenen “Hükmün Açıklanmasının Geri
Bırakılması” müessesesi kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmaması olarak
tanımlanmıştır. Bu şekilde ifade edilen mahkumiyet hükmünün askıya alınmasıdır. Sanık denetim
süresi içinde kasten yeni bir suç işlemediği ve denetimli serbestlik tedbirlerine uyduğu takdirde,
açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılmakta ve kamu davasının düşmesine karar
verilmektedir. Öte yandan sanık denetim süresi içinde kasten suç işlediği veya denetim tedbirlerine
aykırı davrandığı durumda ise askı durumu sona erecek ve açıklanması geri bırakılan hüküm hukuki
sonuç doğuracaktır.
Bakılan davada istinafa konu Ankara 6. İdare Mahkemesinin 29/06/2018 tarih ve E:2017/3521,
K:2018/1814 sayılı kararında; müdahil K1 hakkında Ankara Cumhuriyet başsavcılığında soruşturma
dosyalarının bulunduğunun belirlenmesi nedeniyle adli soruşturma konusunun niteliği ve ağırlığı ile
Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde kararname hükümleri gereği, haklarında soruşturma ve
kovuşturma bulunan kişilerin kamu görevinden uzaklaştırıldığı hususları da göz önüne alındığında adı
geçenin baro levhasına yazılması talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle dava konusu işlem iptal
edilmiştir.
Ancak idare Mahkemesi kararının gerekçesinin oluşturan savcılık ceza soruşturması sonucunda K1’ın
Ankara 26.Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanması sonucu kesinleşen 31/05/2018 tarih ve E:2018/155,
K:2018/194 sayılı kararının uyuşmazlığın esasına etki edebilecek nitelikte bulunan durumların resen
gözönüne alınacağı açıktır.
Uyuşmazlık bu açıdan değerlendirildiğinde; davacı hakkında mahkumiyet kararını veren Ağır Ceza
Mahkemesi tarafından yapılan inceleme ve değerlendirmede; davacının durumunun Ceza
Muhakemesi Kanununun 231. maddesi kapsamında olduğu ve bu maddede aranılan koşulların
gerçekleşmiş olduğu sonucuna ulaşılarak sanık K1 hakkındaki daha önceki mahkumiyet hükmü
hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına hükmedilmesi karşısında, hükmün sanık hakkında
hukuki sonuç doğurmayacağının da anılan madde de açıkça belirtilmiş olması nedeniyle ilgilinin
avukatlık mesleğini icra etmesine engel bir mahkumiyet hükmünün bulunduğundan söz etme olanağı
kalmamıştır.
Her ne kadar dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibariyle, bahsedilen hükmün açıklanmasının
geri bırakılmasına dair hüküm tesis edilmemiş olduğundan, işlemin tesis edildiği aşamada bu anlamda
hukuka aykırılık bulunmakta ise de; Ceza Kanunu yönünden lehe olan hükmün uygulanması
kapsamında verilen yeni kararla birlikte ortaya çıkan ve yukarıda özetlenen yeni hukuki durum
karşısında dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Bu durumda Hakimler Savcılar Kurulunun 31/05/2017 tarihli kararı ile meslekten çıkarılma kararı
kaldırılan ve meslekten çekilme talebi üzerine 16/05/2017 tarihinde Hakimler ve Savcılar Kurulunca
istifası kabul edilen müdahil hakkında HSK tarafından verilmiş bir meslekten çıkarma kararı da
bulunmadığından, mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin istinaf isteminin KABULÜile Ankara 6. İdare Mahkemesinin
29/06/2018 tarih ve E:2017/3521, K:2018/1814 sayılı kararının KALDIRILMASINA,2577 sayılı Yasanın
değişik 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca esastan incelenen davanınREDDİNE, MÜDAHİL İSTİNAF
BAŞVURUSUNUN SÜRE YÖNÜNDEN REDDİNE, aşağıda dökümü yapılan Mahkeme aşamasına ait
152,00-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, istinaf aşamasında davalı idare
tarafından yapılan 140,10-TL yargılama gideri ve karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca
belirlenen 1.362,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, müdahil
tarafından yapılan 191,00-TL yargılama giderinin müdahil üzerinde bırakılmasına, posta gideri
avansından artan miktarın istinaf isteminde bulunanlara iadesine, dosyanın mahkemesine
gönderilmesine, 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesinin 6. fıkrası uyarınca kesin olarak
05/02/2019tarihinde Müdahil K1’ın istinaf talebi yönünden oybirliği, davalı idarenin istinaf talebi
yönünden oyçokluğuyla karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şimdi Ara
Yol Tarifi